Oruç Aruoba, seni hep sevdim!

20 Ağu

Lisedeydim, çoğu genç kız gibi aşk acıları içinde kıvranıp duruyordum. Parmaklarım uyuşana kadar yazılar yazıp sabahı buluyordum. Ankara’nın kasvetli havası da hiç yardımcı olmuyordu… Birkaç ay bu sersem durum hiç bitmeyecekmiş gibi devam etti, derken Oruç Aruoba girdi hayatıma.Hayatımı şundan öncesi ve sonrası diye kategorilediğim, bölümlere ayırdığım çok nadirdir. Ancak “İle” adlı kitaptan sonra, aşka ve ilişkilere dair düşüncelerimin asla aynı kalamayacağını anladım. Kitabı okuduğum o geceden sonra, ne bir sızı kaldı o aşk sandığım şeye dair ne de bir pişmanlık. Bir anda büyümüştüm sanki. Kendi hislerimden çok, ne oluyor ya da ne olamıyor sorunsalına takılıp, aslında yaşamak yerine sadece birilerinin hayatlarında küçücük bir varoluş gösterdiğimin farkına varmam açısından oldukça acılı bir gece olsa da, birilerini sevebilme gücüm -ya da kabiliyetim de diyebilirim- olmasına, en içten, en saf şekilde kendimi birilerine adayabilmeme sevinip, kendimi daha bir sevmiştim. Her neyse!

İle; farkına vardırıyor, düşündürtüyor, ara ara üzüyor, ara ara haklı çıkartıyor… Bazen, bazı cümlelerini sindirmeniz için de zaman istiyor, durup düşünmeniz için bolca noktalama işareti kullanıyor, daha güzel daha insanca anlatıyor. İçli ve bir o kadar da aklı başında bir anlatıcıyı dinler gibi okuyorsunuz kitabı. Sakin sakin, rakı eşliğinde dingin muhabbetler misali…

İnsanların ya çok sevdiği ya da bir türlü sevemediği yazarlardan Oruç Aruoba. Kendi adıma, ona zamanında büyük bir aşk beslediğimi söyleyebilirim. Öyle bildiğimiz aşklardan (o her neyse işte!) değil elbette, düşüncelerine, cümlelerine, noktaları virgülleri kelimeler arasına yerleştirişine aşıktım. Yaş ilerledikçe ve aşklar daha mantıklı ve dingin bir hale geldikçe, Oruç da yerini daha başka yazarlara bıraktı. Arada kitaplığımdaki onca kitabına takılıyor gözüm. Açıp birkaç sayfa karıştırmaya çekiniyorum. O coşkulu zamanlar daha gençkendi, denizi dalgalandırmanın bir alemi yok sanırım. Yine de, en sevdiklerimden bir parça…

“Kabullenme ve güvenme” üzerinde durmuşum (hep çıkıyordu bunlar, birer sorun olarak, ortaya, değil mi?) — sana güvensizlik duymamın —sana güvenmememin— kendime güvensizliğimin sonucu olabileceğini de düşünmüşüm:-
İlişkimizin sağlamlığına tam (gene!…) inansaydım, sana da tam güvenirdim — ‘aldatılmak’ da aklımın ucundan geçmezdi; kendime de, senin ile olan ilişkim içinde, güvensizlik duymazdım. Ama, işte, senin ilişkimizi —bizi— tam olarak, olduğu gibi ve olması gerektiği gibi, kabullenmekte eksik kaldığın sonucuna vardığım durumlarda; o ‘kuşku kurdu’ başuzatınca, bilgi eksikliğim, kıskançlık olup çıkıyordu.
İlişki, sallantılı hâle geliyordu.

Kimler okusun?

Genç insanlar okusun derim en başta, neyin ne olduğunu ya da aslında nasıl olması gerektiğini daha bir insanca görebilmek için. Herkes en az bir Oruç kitabı okumalı nihayetinde, İle ya da bir başkası…

Kimler okumasın?

Şiirsel metinlerden hoşlanmayanlar diyeceğim ama pek içime sinmeyecek, herkes Oruç okumalı gerçekten…

Etiketler:, , ,

14 Yanıt to “Oruç Aruoba, seni hep sevdim!”

  1. Betul 21 Ağustos 2010 00:13 #

    Cok sevdim paylastigin metni.en kisa zamanda alicam bu kitabi

  2. M.YILDIZ 21 Ağustos 2010 17:46 #

    Ben,yalnızca,seni;sen,yalnızca beni
    Herşeyinle herşeyi yapabileceğin tek bir-bir,tek, o kişi… (İLE)

    • elifdurmaz 21 Ağustos 2010 18:35 #

      Olanaksızlıklarımız da katılır ilişkimize, olanaklarımız kadar—

  3. M.Yıldız 21 Ağustos 2010 18:53 #

    Çiçek-renk-getirdin, yalnızca yeşil olan bitkilerime

    • elifdurmaz 21 Ağustos 2010 19:13 #

      Çünkü, işte, temiz değilsin ki…
      Ne çok yalan barınıyor oranda-buranda — ne çok sahtelik…
      Ne çok sensizlik — sende…
      Ne çok sensizsin sen ——
      ne çok sensiz sen…
      Şimdi işte — olanak : sen ol sen.

      “Hani” de en az İle kadar iyidir!

  4. M.Yıldız 21 Ağustos 2010 19:21 #

    Şimdi gene, dışıma çıksam
    Gitsem, eski yerlerime baksam
    Kendimi bulamayınca korksam
    ge
    ne
    de
    ne
    yapsam
    yap
    sam. ( hani )

    • elifdurmaz 21 Ağustos 2010 19:24 #

      Gider de — bırakabilirsin onu sen de : yaşamının anlamını zaten yitik saymamış mıydın, çoktan…

  5. M.Yıldız 21 Ağustos 2010 19:28 #

    Ayırdedemiyorum
    içimdeki kıpırtılarla
    dışımdaki tangırtıları;
    yaptıklarımsa, hep yanılgılardan, yanılgılar.

    Birleştiremiyorum
    içimdeki kopukluklarla
    dışımdaki bozuklukları;
    yazdıklarımsa, hep yansılardan; yansılar.

    • elifdurmaz 21 Ağustos 2010 19:30 #

      Tavşan besleyen,
      havuç da yetiştirmelidir.
      -Uzak

  6. M.Yıldız 21 Ağustos 2010 19:34 #

    Bil ki, ancak kendin, kendi kendine, hiçbir başkasının yönlendirmesi, öğüt ve salık vermesi olmaksızın, kendin olabildiğin zaman, kendin olabileceksin (benlik)

  7. M.Yıldız 25 Ağustos 2010 19:03 #

    Ne çıkar kaç akşam kaldığından dolunaya
    Bu karanlık anı çalarken sorduk mu zamana?

  8. hasan 12 Eylül 2010 12:27 #

    Güzel makale teşekkür ederim.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.