Asıl adı ‘Alessandro di Mariano di Vanni Filipepi’ olan Sandro Botticelli, 1444 ve 1510 yılları arasında, yani Floransa’nın altın çağında Medici himayesi altında yaşadı. Medici dostu bir sanatçı olarak hayatı çoğu zaman güzellikler ve sefahat içinde geçen Botticelli, sanatında da bunlardan çokça faydalanmış (en azından çılgın papazların çılgın vaazlarının etkisi altına girene kadar). Ancak o dönemdeki akranlarının aksine, resimlerinde orantısız güzellikler görmek insanı biraz şaşırtıyor.
Botticelli’nin en ünlü resimlerinden biri de ‘Venüs’ün Doğuşu’dur (The Birth of Venus). Yunan mitolojisinde Kronus, babası Uranüs’ü hadım edip cinsel organını denize atar ve deniz döllenmiş olur. Bunun sonucunda da Venüs doğar ve bir deniz kabuğu üzerinde yükselir. Resme ilk baktığınızda güzelliğinden etkilenip düşüncelere dalsanız da, daha ayrıntılı şekilde incelemeye başladığınızda Venüs’ün vücudunun ne kadar orantısız olduğunun farkına varıyorsunuz. Kafası vücuduna oranla küçük ve boynu da şaşılacak derecede uzun. Göğüsleri de yine vücuduna oranlara oldukça küçük ve göbek deliği de birazcık yukarıda. Yine de çok güzel… Keşke benim de öyle saçlarım olsaydı!












